+ Evanescence Türkiye Fan Sitesi » Diğer Konular » Genel Konular
 Güldünya Göre Göre Soldu...

Kullanıcı Adı: Sürekli Bağlı Kal
Şifre:
Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Güldünya Göre Göre Soldu...  (Okunma Sayısı 331 defa)
« : 03 Ekim 2010, 11:08:19 »
-OkaN-
Sr. Member
****



EvaPower 7
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 423



Güldünya göre göre soldu
 Güldünya, törenin namlusu altında aylar geçirdi. İki kez ölümden kurtuldu. Polislere sığındı. Kendini güvende hissetti. Ama her seferinde onu kurtaracak bir çözüm bulunmadan yalnız bırakıldı. İnfazdan ilk kurtuluşunda polis, aileden 'öldürülmeyeceği' sözünü almak ve bir güvenilir kişiye teslim etmekle yetindi. Aile, sözü tutmayacağını kurşunlar sıkarak gösterdi. Yaralı kurtulan Güldünya, hastanede de yalnız bırakıldı. Üstelik yanında, Güldünya'nın hep korktuğu amcası vardı. Avukat kadınlar, görevi ihmal gerekçesiyle polisler hakkında suç duyurusunda bulunacak.

Teyze oğluyla yasak aşk
Güldünya Tören'nin İstanbul'da 22 yaşında son bulan öyküsü, Bitlis'in Güroymak ilçesine bağlı Budaklı Köyü'nde başladı. Ailesi 'Şego' aşiretine bağlıydı. Çevredeki bütün aileler gibi kalabalıktılar ve törelere bağlılıkları sürüyordu.
Güroymak'ta esnaf olan 27 yaşındaki Servet Taş da ailedendi. Servet, Güldünya'nın teyzesinin oğluydu ve aynı zamanda amcasının kızıyla evliydi.
İki çocuğu vardı. Ancak Güldünya, birlikte büyüdüğü Servet Taş'ı her şeyi göze alacak kadar seviyordu. Zamanla Güldünya ile Servet'in yasak aşkı başladı. Gizlice birlikte oluyorlardı. Güldünya hamile kaldı.

İlk karar 'ölüm' değildi
Güldünya, karnındaki şişliği gizlemeye çalışırken, ailesi hamileliğini fark etti. Bir odaya kapatıldı. Baskılar sonucu çocuğun babasının Servet Taş olduğunu söyledi. Aile Servet Taş'la görüştü. Taş, önce inkâr etse de, sonra gerçeği açıkladı.
Aile, olayı 'Şego' aşiretinin büyüklerine anlattı. Aşiret büyükleri, Servet Taş'ın Güldünya'yı kuma olarak almasına ve birlikte köyü terk etmelerine karar verdi.
Taş, Güldünya'yı kumalığa kabul etti. Ama Güldünya bunu istemiyordu. Taş kaçtı, Güldünya'nın ise gidecek yeri yoktu. Bir odaya kapatıldı. Ailenin ilk kararı 'ölüm' değildi, İstanbul Fatih'teki amcası Mehmet Tören'in yanına gönderildi.

Kendisini asmasını istediler
Güldünya, öldürülme korkusuyla yaşamaya başladı. Amcası, "Seni biriyle evlendirebiliriz, ama çocuğu nasıl açıklarız" diyordu. Güldünya, doğum yaptığında çocuğunun öldürüleceğini düşünüyordu.
Altı ay önce Bitlis'ten ağabeyi İrfan geldi. Amacı kardeşini öldürmekti. Güldünya'nın odasına girdi. Öldüremedi. Güldünya'ya bir ip uzatıp, kendisini asmasını söyledi. Odadan çıktı. Güldünya da pencereden atlayıp evden kaçtı. Bir polis ekibinin yanına sığındı ve Fatih'teki Şehremini Polis Merkezi'ne götürüldü.
Güldünya, başından geçenleri anlattı ve öldürüleceğini söyledi. Polis, amcası Mehmet Tören ve ağabeyi İrfan Tören'i karakola getirdi. Amca ve ağabey, Güldünya'yı öldürmeyeceklerine söz verdi.
Genç kadın onlara güvenmiyordu. Tek güvendiği kişi, bir arkadaşının babası
olan ve Bitlis'teki köylerinde uzun süre imamlık yapan Alaattin Ceylan'dı. Polise, Ceylan'ın yanında kalmak istediğini söyledi. Ailesi kabul etti. Polis, Güldünya'yı amcasına teslim etti. Amcası da Ceylan'ın evine götürdü. Oysa Güldünya'nın daha güvende olacağı İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü'nün konukevi ve Küçükçekmece'de kadın sığınma evi vardı.
Alaattin Ceylan, beş yıl önce emekli olmuş ve İstanbul'a yerleşmişti. Küçükçekmece'de oturuyordu. Ceylan, törenin kurallarını biliyordu ve tedirgindi. Güldünya'yı çocuklarından ayrı tutmadı.

Bebeğinin adı 'Ümit'
1 Aralık 2003'te sancıları başladı Güldünya'nın. Sağlıklı bir erkek çocuğu dünyaya getirdi. Geleceğine dair ümidi olmayan genç kadın, bebeğine 'Ümit' adını verdi. Bebeğinin ailesince öldürülmesinden korkuyordu. Ona alışmadan,
tanıdığı bir arkadaşına evlatlık verdi. İki gün boyunca odasından çıkmadı, yemek yemedi, sürekli ağladı. Ama bebeğinin başka kurtuluşu olmadığını biliyordu.
Çocuk doğduktan sonra ailesinden kimse gelmemişti. Tehdit edilmiyordu. Kendisine yeni bir hayat kurabileceğine inanmaya başlamıştı. Ceylanlar'dan kendisine bir iş bulunmasını istedi.

Aşirette toplantı
Ama Bitlis'te dedikodu yayılıyordu. Bir buçuk ay önce 'Şego' aşireti yine toplandı. Bazıları, törenin uygulanmasını istiyordu. Şubat ayının başında İstanbul'a Güldünya'nın babası Şerif Tören geldi.
İki gün Alaattin Ceylan'ın yanında kaldı. Kızının yüzüne ise hiç bakmadı.
Baba Tören, Bitlis'e döndükten birkaç gün sonra, 25 Şubat'ta Ceylanların kapısı yine çalındı. Gelen, ağabeyi 24 yaşındaki İrfan Tören'di. İrfan, Güldünya'yı Bursa'daki teyzelerine götüreceklerini, orada işe sokacaklarını
söyledi. Ceylan, Güldünya'ya eşyasını toplamasını söyledi.
İrfan, "Eşyalarını toplamana gerek yok" dediğinde, Ceylan şüphelendi. Güldünya da korkuyordu. Endişelenen Ceylan, "Otogara birlikte gidelim" dedi.

Pusudaki kardeş
Güldünya, Alaattin Ceylan ve İrfan, öğle saatlerinde evden çıktılar. 100 metre uzaktaki Güvercin Caddesi'ne geldiklerinde İrfan, beklemelerini, taksi çevireceğini söyledi. Güldünya'nın 20 yaşındaki kardeşi Ferit Tören pusudaydı.
Güldünya, küçük kardeşinin yaklaştığını gördü. Eli paltosunun cebindeydi. Birden silahını çıkardı, ateşledi. Güldünya kalçasından vuruldu. Ceylan, genç kızı korumak için üzerine yattı. Ferit Tören silahını tekrar ateşleyemedi, kaçtı. Ferit kaçarken, İrfan da yanında koşuyordu.

Hastanede yapayalnız
Ceylan, Güldünya'yı yakındaki bir özel hastaneye götürdü. Oradan Bakırköy Devlet Hastanesi'ne gönderilen Güldünya, hemen ameliyata alındı. Güldünya'nın yanına, Ceylan'dan haberi alan amcası Mehmet Tören geldi. Güldünya amcasından korkuyordu. Hastanenin haber vermesi üzerine polis geldi. Güldünya'nın ifadesi alındı. Her şeyi anlattığı ifadesini,
"Kardeşlerimden şikâyetçi değilim" diyerek bitirdi. Onu vuran kardeşleri yakalanmamıştı. Ama polis, bir koruma bırakmadan hastaneden ayrıldı.
Genç kadın acil serviste yatarken, hastanenin bahçesinde iki kardeşi vardı. Polis ise ortada yoktu. Saat 03.45 sıralarında refakatçisi olduğunu söyleyerek kardeşlerden biri içeri girdi.
Namluyu Güldünya'nın başına çevirdi ve iki kez ateş etti. Güvenlik görevlileri, hızlı adımlarla hastaneden çıkan esmer bir genç gördü. Eşkâl Ferit Tören'e benziyordu. Genç, kaçmayı başardı.
Kısa süre sonra Güldünya'nın beyin ölümü gerçekleşti. Yetkililer aileyi aradı. Ona ölüm cezasını veren aileye, yaşam destek ünitesinin fişinin çekilip çekilmemesi soruldu. Yanıtları zaten biliniyordu. "Fişi çekin" dediler. Aile önce cenazeyi istemediğini söyledi. Ancak aşiret devreye girerek Güldünya'nın cenazesini aldı.


Aşiret toprağa verdi
Dün Baba Mehmet Şerif Tören ve yakınları 60 araçlık konvoyla cenazeyi Bingöl il sınırında karşıladı. Cenazeyi Budaklı Köyü'ne getiren konvoyu da, 2 bin kişi karşıladı. Baba Tören, Güldünya'nın aile meclisi kararıyla öldürüldüğü iddialarını yalanladı, onu yaşatmak için İstanbul'a gönderdiğini söyledi.




« Son Düzenleme: 03 Ekim 2010, 11:18:04 Gönderen: -OkaN- » Logged


...
My loveless life
I'm lost in you tonight
Waiting for you to turn around
Only to tear the whole world down.
My darkest night
Your arms that hold me tight
Waiting for you to turn around..
« Yanıtla #1 : 03 Ekim 2010, 11:14:58 »
-OkaN-
Sr. Member
****



EvaPower 7
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 423



"kadın cinayet kurbanlarının yüzde yetmişi, eşleri ya da erkek partnerleri tarafından öldürülmektedir. her üç kadından biri yaşam boyunca dövülmekte, cinsel ilişkiye zorlanmakta ya da taciz edilmektedir. onbeş - kırk yaş arası birçok kadın, kanser, trafik kazası ya da sıtma yerine, toplumsal cinsiyet kökenli şiddet yüzünden ölmekte ya da yaralanmaktadır."
 

Sanatçılar bu duruma sessiz kalamadı ve hersene düzenlenen güldünya konserleriyle güldünya töreye kurban giden nice gençlerin sembolü haline geldi aylin aslım gulyabani adlı albümünde dokuz numaralı parça olarak şu şarkı yer aldı;

canım abim vurma beni, bu dünyadan alma beni, dökülür mi kardeş kanı ?
bir karında yatmadık mı, bir anadan doğmadık mı, bir memeden doymadık mı ?
binbir yarayla, tek bir kurşunla gitti güldünya, kim farkında kimin umrunda
yandı bir dünya... seni gönderene söyle, köydeki büyük meclise, söyle daha
çocuk yaşta üstüme çıkan herife... eğer böyle ölürsem iki elim yakanızda
hayaletim gezer düşer peşinize, binbir yarayla tek bir kurşunla gitti güldünya
kim farkında kimin umurunda yaralı bir dünya binbir yarayla tek bir kurşunla
gitti güldünya kim farkında kimin umrunda söndü bir dünya...

Unutturmayın arkadaşlar töre gerçeğini unutmayın güldünyanın yerinde sizde olabilirdiniz bunu unutmayın şunu belirtmeliyim ki "HİÇBİR ACI UNUTMAK VE UNUTULMAK KADAR DRAMATİK DEĞİL"
« Son Düzenleme: 03 Ekim 2010, 11:19:06 Gönderen: -OkaN- » Logged


...
My loveless life
I'm lost in you tonight
Waiting for you to turn around
Only to tear the whole world down.
My darkest night
Your arms that hold me tight
Waiting for you to turn around..
« Yanıtla #2 : 06 Ekim 2010, 12:29:30 »
kerem
Sr. Member
****



EvaPower 2
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 411



anlaşılan o ki forumdA toplumsal olaylara önem veren pek kimse yok!kimse kimseye sesini duyuramıyor...haykırıyoruz ama duyan yok!ne kadar doğru bir söz "HİÇBİR ACI UNUTMAK VE UNUTULMAK KADAR DRAMATİK DEĞİL"
Logged

« Yanıtla #3 : 08 Aralık 2010, 20:42:40 »
tenten_NrtN
Hero Member
*****



EvaPower 11
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 933



İşin acı tarafı töreye kurban giden bu kadınlara intihar süsü veriliyor ? 5-10 adam(adam demeye bin şahit ister) bi araya gelip (kendi deyimleriyle meclisi toplayıp)nasıl olurda bi insanın canını almaya karar verebilirler ? herşey bir yana bi insan nasıl olurda kardeşini öldürebilir ?bi insanın hayatı bu kadar değersiz ve ucuzmu ?birşeyler yapılmalı artık (imkansızı istiyorum...) belki güldünyaları geri getirmez ama ölüm hükmü çoktan verilmiş binlercesini kurtarabilir...Söylenecek çok şey var ama kerem'inde dediği gibi kimse konuşmuyor susan çok ah ah ne diyebilirimki işte böyle bir dünyada yaşıyorum. Kendime acıyorum...
« Son Düzenleme: 08 Aralık 2010, 20:44:35 Gönderen: tenten_NrtN » Logged

« Yanıtla #4 : 13 Aralık 2010, 23:22:42 »
kerem
Sr. Member
****



EvaPower 2
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 411



belki genel konular bölümündeki en anlamlı en derin konudur bu bizler yetişen nesil malesef olanların farkında değiliz yada en acısı umursamıyoruz belirttiğim gibi "HİÇBİR ACI UNUTMAK VE UNUTULMAK KADAR DRAMATİK DEĞİL"

ben kendi adıma bu durumu garipsiyorum toplumsal bi yaraya şu forum ortamında bile kimsenin bir kelime yazmaması bence çok acı
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Evanescence Theme Design by Turklord